Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar

Celil Kocataş

27-01-2026 20:56

Bu ülkede devlet yönetimi uzun Bu ülkede devlet yönetimi uzun zamandır ikiye ayrılmış durumda:
Makamında oturanlar ve sahada olanlar.
Bir tarafta; programdan programa koşup boy boy fotoğraf veren, kürsülerde süslü cümleler kurup halkın gerçek derdine dokunmayanlar var. Diğer tarafta ise ayakkabısı çamur olacak diye sokağa çıkmaktan çekinmeyen, krizi raporlardan değil, vatandaşın gözünden okuyan yöneticiler…
Adıyaman ve Malatya valileri, bu ikinci grubun nadir örnekleri.
Bu iki vali, devletin sadece tabeladan ibaret olmadığını sahada gösteriyor. Afette, yıkımda, yoklukta, çaresizlikte halkın yanında duruyorlar. Kamera için değil, çözüm için oradalar. O yüzden sevilmeleri tesadüf değil. O yüzden güven uyandırıyorlar.
Ama tam da bu yüzden rahatsızlık yaratıyorlar.
Çünkü sahaya inen bir vali, makamdan çıkmayanı ele verir.
Çünkü halkla konuşan bir yönetici, halktan kopanı sorgulatır.
Çünkü işini yapan, yapmayanı açık eder.
Açık söyleyelim: Bu ülkede bazen sorun, kötülük yapanlar değil; işini fazla iyi yapanlardır. Kendi konforunu bozmayanlar, başkasının bozmasından hoşlanmaz. Kendi yapmadığını yapan birini “fazla” bulur. “Acaba”lar işte böyle başlar.
Bu yüzden endişe etmekte haksız değiliz.
Halkla bu kadar iç içe olan, bu kadar görünür, bu kadar güven veren yöneticilerin birilerini tedirgin etmesi şaşırtıcı değil. Çünkü bazı koltuklar hizmetle değil, sessizlikle korunur.
Ama şunu herkes bilsin:
Biz bu ülkede ayakkabısı çamur olur diye sokağa çıkmayan valileri de gördük. Felaketi makam odasından izleyenleri de tanıdık. O yüzden bugün sahada olanlar “istisna” değil; olması gerekenin kendisi.
Kim ne derse desin, kim hangi kulisten rahatsız olursa olsun;
devlet, halktan kaçınca büyümez.
Devlet, halkın içine girince güçlenir.
Bugün Adıyaman ve Malatya valilerinin arkasında bir siyasi hesap yok. Arkalarında halk var. Ve halkın hafızası, sanıldığından çok daha güçlüdür.
Bunu da not düşelim bir kenara ikiye ayrılmış durumda:
Makamında oturanlar ve sahada olanlar.
Bir tarafta; programdan programa koşup boy boy fotoğraf veren, kürsülerde süslü cümleler kurup halkın gerçek derdine dokunmayanlar var. Diğer tarafta ise ayakkabısı çamur olacak diye sokağa çıkmaktan çekinmeyen, krizi raporlardan değil, vatandaşın gözünden okuyan yöneticiler…
Adıyaman ve Malatya valileri, bu ikinci grubun nadir örnekleri.
Bu iki vali, devletin sadece tabeladan ibaret olmadığını sahada gösteriyor. Afette, yıkımda, yoklukta, çaresizlikte halkın yanında duruyorlar. Kamera için değil, çözüm için oradalar. O yüzden sevilmeleri tesadüf değil. O yüzden güven uyandırıyorlar.
Ama tam da bu yüzden rahatsızlık yaratıyorlar.
Çünkü sahaya inen bir vali, makamdan çıkmayanı ele verir.
Çünkü halkla konuşan bir yönetici, halktan kopanı sorgulatır.
Çünkü işini yapan, yapmayanı açık eder.
Açık söyleyelim: Bu ülkede bazen sorun, kötülük yapanlar değil; işini fazla iyi yapanlardır. Kendi konforunu bozmayanlar, başkasının bozmasından hoşlanmaz. Kendi yapmadığını yapan birini “fazla” bulur. “Acaba”lar işte böyle başlar.
Bu yüzden endişe etmekte haksız değiliz.
Halkla bu kadar iç içe olan, bu kadar görünür, bu kadar güven veren yöneticilerin birilerini tedirgin etmesi şaşırtıcı değil. Çünkü bazı koltuklar hizmetle değil, sessizlikle korunur.
Ama şunu herkes bilsin:
Biz bu ülkede ayakkabısı çamur olur diye sokağa çıkmayan valileri de gördük. Felaketi makam odasından izleyenleri de tanıdık. O yüzden bugün sahada olanlar “istisna” değil; olması gerekenin kendisi.
Kim ne derse desin, kim hangi kulisten rahatsız olursa olsun;
devlet, halktan kaçınca büyümez.
Devlet, halkın içine girince güçlenir.
Bugün Adıyaman ve Malatya valilerinin arkasında bir siyasi hesap yok. Arkalarında halk var. Ve halkın hafızası, sanıldığından çok daha güçlüdür.
Bunu da not düşelim bir kenara

DİĞER YAZILARI Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer. 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde buyuk telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 Ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Celil Kocataş kocatascelil@gmail.com Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Adıyaman Dernekler Federasyonu Başkanı Hüseyin Sevinçtekin, geçtiğimiz haftalarda basın mensuplarıyla bir araya gelerek 8-1 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00