Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar

Celil Kocataş

17-02-2026 15:16

Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar
Ramazan Gelince Hatırlanan Vicdan
Ramazan ayı geldi mi, bir anda herkesin diline aynı kelimeler dolanır: paylaşmak, yardımlaşmak, dayanışma, merhamet… Oysa insan ister istemez şunu soruyor: Bu duygular yılın geri kalan on bir ayında nereye gidiyor? Ramazan, hatırlamak için bir vesile olabilir ama vicdanın takvimi olmaz. İyilik, sadece bir aya sığdırılacak kadar dar, reklam panolarına sığacak kadar yüzeysel bir kavram değildir.
Malatya’da MAGİNDER tarafından “askıda ekmek” uygulaması başlatılmış. Kağıt üzerinde bakınca güzel bir manzara: Bu gelenek Anadolu’nun kadim paylaşma kültürünün bir yansımasıdır. Ancak mesele sadece askıya bırakılan ekmek sayısı değildir. Asıl mesele, bu uygulamaların niçin sadece Ramazan ayına sıkıştırıldığıdır. On bir ay boyunca fakirin kapısını çalmayanlar, Ramazan gelince bir anda hayır yarışına girer. Bu da insanın aklına şu soruyu getirir: Bu iyilik gerçekten ihtiyaç sahibi için mi, yoksa görünmek ve konuşulmak için mi yapılıyor?
Günaydın başkan… Son iki yıldır Malatya’da gezilmedik yer bırakmadın. Şehrin dört bir yanında program, ziyaret, organizasyon, etkinlik… Her köşe başında bir fotoğraf, her toplantıda bir konuşma. Bu gezilere, organizasyonlara, törenlere harcanan parayla kaç yetim giydirilirdi? Kaç fakirin sofrasına sıcak yemek konulurdu? Kaç öğrencinin okul masrafı karşılanırdı? Bunların hesabını yapmak zor değil; zor olan, gerçekten vicdanla hareket etmek.
Yapılan iyilik, reklam için yapılmaz. İyilik, sessizce yapılır. İhtiyaç sahibinin onurunu incitmeden, kimseyi teşhir etmeden yapılır. Çünkü hayır, gösteriş kaldırmaz. Kameralar önünde yapılan yardımların adı çoğu zaman iyilik değil, reklam olur. Oysa gerçek yardım; alanın kim olduğunun bilinmediği, verenin de görünmek istemediği yardımdır.
Bugün bakıyoruz; Ramazan yaklaşınca bir telaş başlıyor. Reklam kokan hayır hasenatlar, büyük iftar sofraları, gösterişli organizasyonlar… Ama o sofralara dikkatle bakınca, çoğu zaman gerçek ihtiyaç sahiplerini göremezsiniz. Aynı makam sahipleri, aynı çevreler, aynı davetliler… Denk makamlar birbirine izzet ikramda bulunur. Rahmetli dedemin deyimiyle, “Körler sağırlar, birbirini ağırlar.” Bu söz, bugün de geçerliliğini koruyor.
Ramazan sofraları, zenginlerin birbirine ikram ettiği masalar olmamalı. Ramazan; fakirin hatırlandığı, yalnızın kapısının çalındığı, yetimin başının okşandığı aydır. Ama ne yazık ki çoğu zaman bu ruh, gösterişin gölgesinde kalıyor. Fotoğraflar çekiliyor, sosyal medyada paylaşılıyor, gazetelerde boy boy haberler çıkıyor. Sonra ay bitiyor, ışıklar sönüyor, sofralar dağılıyor… Ve fakir yine yalnız kalıyor.
Asıl mesele, Ramazan’ı bir vitrin haline getirmemektir. Çünkü iyilik, vitrine konulacak bir süs eşyası değildir. O, insanın kalbinde taşıdığı bir sorumluluktur. Yılın sadece bir ayında değil; her gün, her saat hatırlanması gereken bir görevdir. Bir yetimin başını okşamak, bir yaşlının kapısını çalmak, bir öğrencinin defterini almak… Bunlar gösterişli organizasyonlar gerektirmez. Sadece samimiyet gerektirir.
Bugün toplumda en büyük eksikliklerden biri de bu samimiyettir. İyilik bile bir yarışa dönüşmüş durumda. Kim daha çok yardım paketi dağıttı, kim daha büyük iftar verdi, kim daha çok fotoğraf paylaştı… Oysa iyilik yarış değil, vicdan meselesidir. İyilik, sayılarla değil, kalplerle ölçülür.
Gerçek hayır, sessiz olandır. Fakiri utandırmadan, kimseyi mahcup etmeden yapılan yardımdır. Bir kapıya bırakılan erzak kolisi, bir öğrencinin cebine sessizce bırakılan harçlık, bir yaşlının faturasını gizlice ödemek… İşte bunlar gerçek iyiliktir. Ne fotoğrafı vardır, ne haberi ne de alkışı. Ama duası vardır. Ve o dua, en büyük ödüldür.
Ramazan, hatırlamak için değil; hatırlamayı alışkanlık haline getirmek içindir. Eğer Ramazan bize bir şey öğretecekse, bu; iyiliği sadece bir aya sıkıştırmamayı öğretmelidir. Çünkü vicdan, takvimle çalışmaz. Açlık, yoksulluk, yalnızlık sadece Ramazan’da yaşanmaz. On iki ay boyunca devam eder.
Bu yüzden gerçek Ramazan, sofranın büyüklüğünde değil; kalbin genişliğindedir. İyilik, kameraya değil, kalbe yapılır. Çünkü insanın yaptığı her hayır, eninde sonunda kendisine döner. Ve en kıymetli olan, kimsenin görmediği ama Allah’ın bildiği iyiliktir.
Bari Ramazan ayında resim çektirmeyi, koli üzerlerine resminizi koymayı, isminizi yazmayı bırakın.

DİĞER YAZILARI Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer. 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde buyuk telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 Ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Celil Kocataş kocatascelil@gmail.com Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Adıyaman Dernekler Federasyonu Başkanı Hüseyin Sevinçtekin, geçtiğimiz haftalarda basın mensuplarıyla bir araya gelerek 8-1 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00