Bu Bayram Bir Büyüklük Yapalım

Meral BAYAT

26-05-2026 23:07

​Zamanın acımasız çarkları dönerken, hemen hemen hepimizin durup içini çektiği o ortak bir an vardır: "Keşke hiç büyümeseydim..." Hayatın bir kabus gibi üzerimize çöktüğü, sorumlulukların ve kırgınlıkların omuzlarımızı çökerttiği anlarda, çocukluğumuzun o sığınılası limanını özleriz. Tüm olumsuzluklara, geçen yıllara ve değişen dünyaya rağmen, bugün gene de en çok bayramda çocuk olmayı istemez miydik?
​Çünkü bizim çocukluğumuzda bayramlar, gerçekten bayram gibi yaşanırdı.
​Ne yazık ki şimdilerde bayramlar, o eski büyüleyici heyecanını yitirdi. Günümüz insanı, bayramın getirdiği o eşsiz maneviyatı modern zamanın monotonluğuna kurban etti. Oysa hafızalarımızda "bayram" kelimesinin çok net ve naif karşılıkları vardı:
Bayram demek; küslerin tek bir kelime etmeden barışmasıydı.
Bayram demek; üç kuşağın aynı sofrada, aynı neşeyle kaşık sallamasıydı.
Bayram demek; kardeşin kardeşe hiçbir hesap gütmeden, canı gönülden sarılmasıydı.
Bayram demek; mahallenin, ailenin yaşlılarının baş tacı edilmesi, asla yalnız bırakılmamasıydı.
​Şimdilerde ise bu değerlerin yerini derin bir sessizlik ve herkesin kendi köşesinde sürdürdüğü bir "benlik davası" aldı. Sorsan, herkes kendine göre haklı; herkesin duvarları kalın, herkesin bahaneleri hazır.
​Peki, soruyorum size: Değer mi? Bizler için kendi hayatlarından, gençliklerinden, uykularından vazgeçen o koca çınarlarımızın, yaşlılarımızın gözü yaşlı bir şekilde, pencere önlerinde ne umutlarla bizi beklemesine değer mi? Onların yüreğine bu sızıyı düşürmeye ne hakkımız var? Bayramlarda bile yanlarına gitmemek, iki çift tatlı söz söylememek için binbir bahane üretiyoruz.
​Unutmayalım ki dünya bir döngü içinde dönüyor ve bu işin kaçarı yok. Biz de yaşlanacağız. Biz de bir gün o pencerelerin önünde, kapı sesine hasret bekleyenlerden olacağız. Bugün biz büyüklerimizi nasıl bekletiyorsak, gün gelecek biz de çocuklarımızı öyle bekleyeceğiz. Ne ekersek, onu biçeceğiz; kimse arpa ekip buğday biçmeyi beklemesin.

​İçimizi kemiren haklılık savaşlarıyla kardeşimize, dostumuza küs kalmaya bu yalan dünyada gerçekten değer mi? O alıştığımız, neşesi evden taşan kalabalık sofralardan uzakta, yalnız ve buruk kalmaya değer mi?
​Gelin, bu bayram ezberleri bozalım. Rutinleşen kırgınlıklara karşı farklı, devrim niteliğinde bir eylem yapalım: Şeytanın bacağını kıralım.
​Nefsimize, gururumuza, o bizi hapseden egolarımıza yenik düşmeden, sadece Allah rızası için ve insan olmanın zarafetiyle, küslük yaşadığımız kim varsa ona doğru bir adım atalım. Onu affedelim, onunla barışalım. O adım atmasa da biz gidelim; o affetmeyi bilmese de biz büyüklük gösterip onu kalbimizde azat edelim.
​Ne fark eder yaşça küçük ya da büyük olmak? Haklı ya da haksız olmak neyi değiştirir ölümlü dünyada? Hadi, bu bayram bir büyüklük yapalım. Kırgınlıkların üzerine sevgiyle, şefkatle yürüyelim.
​Yürüyelim ki, o özlediğimiz çocukluk bayramları geri gelsin; yürüyelim ki gönlümüz gerçek bir bayram eylesin.

DİĞER YAZILARI Doğallık Bir Lüks Değil  01-01-1970 03:00 ​Doğa Hata Affetmez! 01-01-1970 03:00 Her Sabah Çelikten Zırhlarını Kuşanır 01-01-1970 03:00 Hangisini Söyleyelim? 01-01-1970 03:00 Sözde Müslümanlar Biraz Daha Uyusun! 01-01-1970 03:00 Başınızı Kuma Gömmeyin  01-01-1970 03:00 Bir Ekmeğe Muhtaç Olmak  01-01-1970 03:00 İyilik İyidir! 01-01-1970 03:00 Ölümsüz Değilsiniz! 01-01-1970 03:00