Bir “Şok” Diğerini Sökerken

Celil Kocataş

14-02-2026 14:31

Bir “Şok” Diğerini Sökerken
Türkiye’de sabah uyandığınızda karşınıza çıkan ilk haber, akşam yastığa başınızı koyduğunuzda çoktan “eski” olur. Gündem artık yaşanmıyor; tüketiliyor. Halk arasında “çivi çiviyi söker” denir. Bizde ise bir şok, diğerini söküp atıyor. Her yeni kriz, bir öncekini gömmek için sahneye sürülüyor. Bu hız yalnızca haber döngüsünü değil; adalet duygumuzu, vicdanımızı ve toplumsal belleğimizi de aşındırıyor.
Daha dün milyonların gözü asgari ücrette, emekli maaşındaydı. Açıklanan rakamlar; enflasyon grafiğinin bir ay dipte, bir ay zirvede dolaşan tutarsız çizgisiyle birlikte tek bir soruya dönüştü: “Cebimizden ne kadar eksildi?” Ancak tam bu soruya odaklanmışken gündem, yönünü bir başka büyük sarsıntıya çevirdi. Küresel bir skandalın ayrıntıları manşetleri doldururken ülke içindeki derin yaralar yine arka sayfalara itildi. Epstein dosyası dünyada çok konuşulurken ülkemizde oldukça az konuşulması, üzerinin örtülmesi olarak algılanmaya başladı.
Adana’da, Gaziantep’te akıbeti yıllardır belirsiz olan çocuk dosyaları; deprem bölgesinde alın terinin karşılığını alamayan işçilerin çığlığı; Malatya’dan ve deprem bölgesinden gelen intihar vakaları; sahipsiz bırakılan hayatlar… Hepsi bir sonraki “daha büyük” haber gelene kadar konuşuldu, sonra sessizce kenara bırakıldı. Sosyal medya fenomenlerinin gözaltına alınması, magazin parıltısıyla yapısal sorunların üzerini örten bir perdeye dönüştü. Işıklar kameraya çevrildiğinde karanlık görünmez olur.
Deprem konutları meselesi bir devlet sözünden seçim vaadine evrilirken, siyasi koltuk değişimleri ve Meclis tartışmaları gündemi esir aldı. Oysa enkaz sadece beton yığınlarından ibaret değildi; güven duygusu da o enkazın altındaydı. Ama biz, her defasında yeni başlığa odaklanırken eski soruların cevapsız kaldığını kabullendik.
Vicdanımızın pusulası olan Gazze meselesi de aynı hızın içinde savruldu. Bir dönem meydanları dolduran öfke ve yas, zamanla alt bant haberine dönüştü. Şama, Cuma namazına gitme hayallerimiz ve Gazze ziyaretimiz şimdilik ertelendi. Kadın cinayetleri istatistiklerde kalırken insanlık da sayısallaştı. Dün yüksek sesle konuştuğumuz acılar, bugün başka bir gündemin gölgesinde kayboluyor.
Kadın cinayetleri artarken, ekonomik daralma derinleşirken, gençler umutsuzlukla başka ülkelerin hayalini kurarken; futbol kulüplerinin savurduğu astronomik paralar manşet olabiliyor. Gerçeklik ile gösteri arasındaki mesafe açıldıkça, toplum da kendi sorunlarına yabancılaşıyor.
Türkiye’nin asıl meselesi gündemin yoğunluğu değil; hiçbir meselenin sonuca ulaşmadan bir sonrakine kurban edilmesidir. Hesap sorulmadan değişen başlıklar, sorumluluğu buharlaştırır. Hafızasızlık bir savunma mekanizması değil, bir zayıflıktır. Çünkü hatırlamayan toplum, aynı acıyı tekrar tekrar yaşamaya mahkûmdur.
Bugün sormamız gereken soru basit ama ağırdır:
Biz en son neyi konuşuyorduk ve o mesele şimdi nerede?
Eğer bu soruya net bir cevap veremiyorsak sorun gündemin hızında değil, bizim unutuşumuzdadır. Unutkan bir toplum olmamızın asıl sebebi, okumaya başladığımız ilk ana dayanıyor. Çünkü öğrendiğimiz ilk cümle şuydu:
“ALİ ATA BAK.”

DİĞER YAZILARI Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy yine karışık; herkes bir üstünlük kurma yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer. 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Köyde buyuk telaş 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet mi, Organize Yağma Düzeni mi? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 10 Ocakta hatırlananlar 01-01-1970 03:00 Celil Kocataş kocatascelil@gmail.com Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? Tanıtım Mı, Tiyatro Mu? Adıyaman Dernekler Federasyonu Başkanı Hüseyin Sevinçtekin, geçtiğimiz haftalarda basın mensuplarıyla bir araya gelerek 8-1 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00